AKÇAKÖY KÜLTÜR - DAYANIŞMA VE KALKINDIRMA DERNEĞİ / AKÇADER
ANASAYFA
YÖNETİM
HUKUKİYAPIMIZ
HEDEFLERİMİZ
ETKİNLİKLERİMİZ
KÖŞEYAZILARI
WEBBÜLTEN
ÜYELERİMİZ
BİYOGRAFİLER
FOTOGALERİ
AKÇAKÖY
AKÇAKÖYSPOR
SİTEÜYELERİMİZ
İLETİŞİM
LİNKLER
SİTEİÇİARAMA
Z. DEFTERİ
Anket
Dernekle ilgili olarak aşağıdaki seçeneklerden hangisi sizi daha iyi tanımlamaktadır?
 
Akçaköy Derneği, Akçaköy için çok önemli bir organizasyondur
 
Dernek çalışmalarını ve katkınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Dernek üyesi değilseniz; dernek üyeliği hakkındaki görüşünüz
 
AKÇADER ile ilgili görüşünüz.
 
Akçaköy Derneği feshedilmeli midir?
 
Acilanket: AKÇADER sahipsiz kaldı, kapanabilir; siz, Akçaköylü olarak bir katkı sağlar mısınız?
 
Akçaköy'ün, derneğini yaşatacağına inanıyor musunuz?
 
İNSANCALIK / Kemal Üçüncü: 02.02.2009 PDF Yazdır E-posta

                                       İNSANCALIK

                                       Yrd.Doç.Dr. Kemal ÜÇÜNCÜ 


İnsanı tanımanın ve tanımlamanın güçlükleri vardır. Bu güçlükler; insanı insan yapan niteliklerinin tam ve doğru tanımlanamamasından kaynaklanmaktadır.

                           ***

İnsanı tanımlamak için, insanın duygu ve düşünceleri, davranışları ile iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramlarının tanımlanması gerekir.
İnsan bilgi ve mantık gücü ile tanımlanabilir. Olayların ve nesnelerin tanımlanmasını sağlayan bu iki nitelik insana iyi ve doğru tanımlama olanağı sağlar, insanı doğru yargılara ulaştırır.

                           ***

Nesnel olayları kavrayamayan insanlar iyiye ve doğruya ulaşmada yollarını kaybederler.

İnsan; iyi ve doğru niteliklere sahip, olumlu ve yaratıcı düşünceli bir varlıktır.

                           ***

İnsan, biyolojik ve toplumsal bir varlıktır. İnsan, yaşamını sürdürmesini sağlayan bir organizmaya sahiptir. Bu onun biyolojik yapısını oluşturur. Benzer şekilde insan, yaşamını sürdürebilmesi için diğer insanlara muhtaçtır, bir toplum içinde yaşayabilir. Bu niteliği ile insan, toplumsal bir varlıktır.

                           ***

İnsan, aynı zamanda duygusal bir varlıktır. İnsanın duygusal yönü, diğer özelliklerini de etkiler.

                           ***

İnsan, bilen ya da bilmeye çalışan, bildikleri ile eyleme geçen, maddi ve moral değerlere sahip, durum ve olaylara karşı tutum takınan veya tavır alan, öngörüde bulunan bir varlıktır.
İnsan, isteyen, özgür olan, seven, çalışan, eğiten ve eğitilen, örgütleşen, sanat ve tekniğin yaratıcılığını yapan, düşüncelerini sözle aktaran bir varlıktır.

İnsan doğmak insanın iradesine bağlı değil, Allah’ın taktiridir. İnsan olmak, insanın iradesine bağlıdır.

                           ***
  • İnsanı “insan yapan” nedir?
  • İyi bir insan olmanın koşulları nelerdir?
  •                            ***


    “İyi bir insan olmak, iyi bir vatandaş olmak ve Allah’ın iyi bir kulu olmaktır” denebilir. Gerçekten insan olmanın koşulları maddi ve moral değerleri içinde saklıdır.

                               ***

    İnsan olmanın önemli bir koşulu seçebilmek, yani özgürlüktür;
    Bilinçli insanlar özgürdür ya da özgür insanlar bilinçlidir. Bilinç, bilginin işlenmiş halidir. Kültür ise, bilincin somut halidir. Sağlıklı bir toplumsal kültür, sorumluluk bilincini uygun nitelikte tutmayı sağlar. “Ateş yakar” bilgidir. “Ateşe dokunmamak” bilinçtir. “Ateşten korunmaya önlemleri almak” kültürdür.

                               ***

    İnsan bilinçlendikçe seçme ve ayırt etme gücü artar, seçebilecekleri çoğalır. İnsanların mutsuzluk kaynaklarından birisi, “neyi, nasıl seçecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları”dır. Diğer bir ifade ile, insan özgürleşemedikçe, yani olaylar ve nesneler hakkında bilinçlenmedikçe seçim güçlüğü yaşayacak, hatalı seçim yapacaktır. İnsanların hatalı seçimi, ait oldukları toplumu da olumsuz etkiler ve sonuçta “olumsuz bir alın yazgısı” ile karşı karşıya kalırlar. O halde, bireyler toplumsal bilince erişmedikçe alın yazgıları “kara” kalacaktır. Buradan, “özgürlük sorumluluktur” anlayışı ortaya çıkar. Sorumsuzluk anlayışı toplumsal gelişime bir katkı sağlayamayacağı gibi, uzun dönemde toplumun önüne önemli engeller de koyabilir.
    Sorumluluk insan olmak adına en genel ve en kesin yükümlülüktür. Sorumlu kişi yükümlülüğünü yük olarak taşımaz, onu bir gereklilik olarak görür. Sorumluluğu yerine getirebilmenin baş koşulu özgür bir bilince ve özerk bir yaşam or­tamına sahip olmaktır. Sorumluluk bilinci ahlak kuralları ile güçlendirilir. Sorumluluk bilinç işidir. Albert Camus, "Hiçbir şeye inanmadığımız zaman, hiçbir şeyin anlamı olmadığı zaman, hiçbir değeri varsaymadığımız zaman her şey olasıdır ve hiçbir şeyin önemi yoktur." Diyor.

                               ***

    İnsan olmanın anlamı sorumlukla başlar. Sorumsuzluk ahlaksızlıktır. İnsan olmak, her şeyden önce sorumlu olmaktır. So­rumluluk mutlak bir gücün varlığını gerektirmez. Sorumluluğun yerine getirilmesi için çok güçlü olmak gerekmez. Sorumlu­luğun temel koşulu insan olmaktır. Kişinin bütün bir insanlıktan sorumlu olması her şeyden önce kendinden sorumlu olmasını gerektirir. Kendine karşı sorumluluk­larını yerine getiremeyen bir kişi başkalarına karşı sorumlu olama­z. Sorumluluk tek kişilik bir zeminde gerçekleşir, ancak bü­tün insanlığa açılır. Kimse kimsenin yerine sorumlu olamaz, kimse kim­senin adına sorumluluk taşıyamaz. Kimse sorumluluğunu bir baş­kasına yükleyemez.
    Başkası için üzülebiliriz, başkası adına sevinebiliriz, başkasına yardım edebiliriz ama başkasının yerine sorumlu olamayız. Ortak sorumluluklar elbette var­dır, ama ortak sorumluluklarda da herkes her şeyden önce kendinden sorumludur. Eksik insan ya da yetkin bilince ulaşamamış insan hep sorumsuzluklarını birilerine yansıtmaya ya da başkala­rının üstüne yıkmaya eğilimlidir. Eksik insanın bu tutumu sorum­luluğun anlamını değiştirmez.

                               ***

    Sorumluluk bir bilinç işi olduğu kadar bir gönül işidir. Her so­rumlu, her gerçek sorumlu sorumluluğunu sevinç içinde gerçekleş­tirir. Sorumlu olmak umutlu olmaktır, hep başkalarından beklemek kolaylığı içinde olmamaktır.
    Tam bir akıl ve gönül birliğinde gerçek­leşen sorumluluk süreklilik gösterir. Her sorum­luluk bir sonuca yöneliktir, her sorumluluk sonuç almayı gerektirir. Sorumlu olmak sonuna kadar sorumlu olmaktır. Amaç­lar değişir, sorumluluk sürer. Sorumluluğun emekliliği yoktur.

                               ***

    Sorumluluk insanın birey olarak etkin gücünü gerektirdiğinden gerçek bir kafa ve beden sağlığına gereksinim gösterir. Sorumluluk bir başarıdır, bir heyecandır, bir coşkudur.
    İnsan olmak; bir disiplin çerçevesinde aklını kullanmak ve aldığın kararların sorumluluğunu da yüklenmektir. Kişiliksizlik, günü kurtarmacılık, erdemsizlik, adam sendecilik, lakaytlık, tutarsızlık ve işgüzarlık değildir. İnsan olmak, insanın kendi olması, kendinin bilincine varması demektir.  İnsan olmak, gayret göstermek ve emek sarf etmeyi gerektirir. İnsan olmak, toplumdan kendini yalıtmak değil, bütünün içinde kendi gibi bulunabilmektir. İnsan bireysel varlık olduğu kadar toplumsal varlıktır. Toplumun gelişmesi, bilinçli bireylerden oluşması ile mümkündür. Toplum içerisinde birey olabilmek bir kişisel gelişmişlik neticesidir. Takım ruhuna inancımız, bireysel niteliklerden taviz vermeyi gerektirmez.

                               ***

    İnsan olmanın yolu eğitimden geçer. İnsan olmak, kişinin varlık koşulunun ve gerekçesinin anlamını kavramakla mümkündür. Kavramak bilgiyi, bilgi birikimini ve düşünmeyi gerektirir. İnsan olmak, insan yaşamanın önüne dayatılan olumsuzluklara karşı sistemli ve bilinçli mücadele etmektir.

                               ***

    İnsan olmak; kendinin farkında olmak, kendi değerlerinin, yolunun bilincinde olmak, olumlu ve olumsuz yanlarını, davranışlarını değerlendirebilmek, çevresi ile ilişkilerinde kendi varlığını hissetmek, davranışlarında kendi değerlerinin merkezini yakalayabilmek, yanlışlarını kabul edebilmek, yakın ve uzak çevresiyle ilişkilerine doğru mesafeler koyabilmek, özeleştiri yapabilmek, kendini kontrol edebilmektir.
    Kim olduğunun, niye yaşadığının bilincine varmış insan bütünün, evrenin ve doğanın da bir parçası olur. İnsan, “ben özelim, bilgeyim” demekle değil, insan için “özel ve bilgedir” dendikçe insan olacaktır.

                               ***

    “Her birey bir bütünün parçasıdır” bilincinden uzaklaşmış, sadece kendi çıkarlarını, mutluluğunu düşünen, Allah’ın ona verdiği özelliği doğru yolda ve insanlık için kullanmayan kişiler ilerleyen süreçte toplumsal değerleri kişisel çıkarı için kullanma uğruna reddeder. Buna önce kendilerini ikna ederler.
    İnsan olmanın önemli bir koşulu kendisine saygı duymaktır. Kendisine saygı duyan insan başkalarında da saygı duyar. Bu ortamda insanların sorumlulukları daha da artmaktadır.

                               ***

    Neyiniz olmazsa özgür olamazsınız? 
    Ya da sizi özgür kılacak öğeler nelerdir?
    Paranız yoksa özgür olamaz mısınız?

                               ***

    El elden üstündür: Veren el alan elden üstündür;
    İnsan olmak vermeyi gerektirir.
    Vermek için kazanmak gerekir.
    Kazanmak için üretim bilgisi gerekir, çalışmak gerekir.
    Kazanmayan, kazanmak için çaba harcamayan, alın teri dökmeyen insanlar veremezler.
    Veremeyen insanlar insanlık koşullarına uygun tip oluşturamazlar.

                               ***

    İnsan olmak için, paylaşmak gerekir;
    Paylaşım için üretmek gerekir.
    Üretim bilgiyi ve çabayı gerektirir. Üretmeyen kazanamaz, paylaşamaz, paylaşmayı bilemez.
    Paylaşmayı bilmeyen iyi insan olamaz.

                               ***

    İnsan olmak için, okumak ve daha önemlisi yazmak gerekir;
    Okumak için çaba ve zaman, akıl ve mantık gerekir.
    Yazmak için bilgi, deneyim, bilimsel ahlak gerekir.
    Okumayan ve yazmayan iyi insan olamaz.

                               ***

    İnsan olmak, insanlara faydalı olmaktır;
    İnsan, yaşadığı toplumun, evrenin bir parçasıdır. İnsan, toplum olmadan tek başına yaşayamayacağını binlerce yıl önce öğrenmiştir. Bunu bugün de tecrübe etmenin gerektiğine inananlar insanlık gerisinde kalmıştır. İnsan, toplumdan bir şeyler alarak yaşıyorlarsa, topluma bir şeyler de vermelidirler. İnsanlara faydalı olmak, paylaşmayı da gerektirir. Düşenin eline uzanmaktan imtina eden insanın eli boş kalır. Yangına tükürmeyen insanın yüzü ıslanır(!). Termodinamik kanunlar madde ve ısının çok olandan az olana doğru hareket edeceğini ifade eder (konsantrasyon farkı). İnsan için bu kanun geçerlilik taşımıyorsa, insanlık sorunları çözümsüz hale geliyor demektir.

                               ***

    İnsan olmak, boş konuşmamaktır;
    Konuşmak için bilgi ve birikim gerekir. Bilgisiz konuşmak, maddi ve moral değerlerin tanımlarında sapmaya yol açar. Yol – yordam bilmeyen insanlar ne kadar çok konuşursa, toplumda kişisel çatışmalar o ölçüde artar. Bilmeyen insanlar, sadece duydukları ile konuştukça bilenler susar. Bilenler sustukça, toplum cehaletine geri döner. Cehalet, olumsuz yaşama koşulları için olumlu ortamlardır. Cahiller susmadığı ölçüde, kendilerine olduğu gibi topluma da en büyük kötülüğü yapacaklardır. İnsan olmak için okumak, okuduğunu yaşamak ve paylaşmak gerekir.

                               ***

    İnsan olmak, mutluluk kaynakları ile mümkündür;
    Yanlış yerine doğruyu, çirkin yerine güzeli, kötülük yerine iyiliği, zararlı yerine yararlıyı, zulüm yerine adaleti yeğleyerek ve uygulayarak mutlu olanlar insandır. Kendi 1’imizi başkalarının 10’undan büyük görüyorsak, insan olmakta zorlandığımızı anlayalım. Biz 1 kaybederken, başkalarına 10 kazandırmakla sevinebiliyorsak iyi yoldayız.

                               ***

    İnsan olmak, toplumun bize biçtiği rolü üstlenmek ve gerçekleştirmektir;
    Her birey toplumun bir parçasıdır. Toplumda, bir işletme örneğindeki gibi işbirliği ve uzmanlaşma sözkonusudur. Bu işbirliğinde insan olmak, üzerine düşen rolü üstlenmeyi ve yerine getirmeyi gerektirir. İnsanlar profesyonel hayatlarında yaptıkları işleri, işlerindeki terfileri ve elde ettikleri gelirleri ile geçimlerini sağlarken, aynı ölçüde toplumsal çıkar uğruna üstlendikleri sosyal rollerini de gerçekleştirmelidirler.

                               ***

    İnsan olmak, inanç sahibi olmaktır;
    Önce dini, ahlaki inançlar, gelenek ve görenekler. Sonra profesyonel çalışma hayatındaki başarı ve terfi. Bunlardan elde edilen kazanımların bir ölçüsünü de toplumsal gelişim adına kullanarak toplumsal hedefe katkı sağlamak.  Bunun en kolay yolu sivil toplum örgütlerine katılma ve katkı sağlamadır. Katkı, maddi olabileceği gibi organizasyonel etki şeklinde de olabilir. Bunun için toplumsal dayanışmaya inanmak ve katılmak gerekir. Bugün, toplumumuzda insanlar sivil inisiyatife inanmamaktadır. Modern toplumlarda sivil örgütlenmenin gereğine inanç son derece yaygınlaşmış ve gelişmiştir. Bizde bu konudaki gelişmezliğin nedeni, insan tanımının aydınlatılmış olmayışındandır. İnsan olmak, toplumsal dayanışmayı gerektirir. Aksi halde, dışlanma baskısı uygulanır. Yeterli gelişim gösteremeyen ve bilgi eksikliği yaşayan toplumumuzda inançsız ve toplumun üyesi olmayı reddeden insanların dışlanmayışı onlara olumsuz bireysel güç kazandırmaktadır. Bu tip insanlar bu güçlerini de çoğu zaman sivil toplum örgütlerinin aleyhinde kullanabilmektedirler.

                               ***

    İnsan olmak, bilgiye ve bilime inanmaktır;
    Doğru bilgiye sahip olunmadıkça doğru işler yapılamaz, doğru iş yapmayanlar işleri doğru yapanları engeller. Kulaktan alınan bilgilerle üretim mümkün değildir. Ömür boyu öğrenciliği benimseyemeyen insanlar, toplumsal fayda yaratmak bir yana kendi ihtiyaçlarını karşılamakta bile yetersiz kalırlar. Bu durumda, insanların geleceklerini kurtarma uğruna neler yaptıklarını her gün görüyor ve hayretlerimizi paylaşıyoruz. Ancak, bütün bu olumsuzluklara rağmen, kendi çevremizde bile bu sorunlara çözüm arama adına hiçbir şey yapmamak için mücadele veriyoruz.

                               ***

    İnsan olmak, iyi ahlak sahibi olmaktır;
    İnsan, gıybet, dedikodu, haset, kibir, kin, iftira ve kulis yapmak gibi kötü hastalıklardan uzak durur; nefsini terbiye eder. İnsan zaman zaman kendisine zaman ayırarak nefis muhasebesi yapmalıdır. İyi bir zaman insanın başını yastığa koyduğu an olabilir.

                               ***

    İnsan olmak, eleştirel düşünce odaklı olmaktır;
    Bilgi sahibi olmak, tartışmak, doğruyu yakalamak adına insanların fikirlerine saygı duymak ve analiz etmeye değer bulmak insan olmanın gereğidir. Kendimizi eleştirebildiğimiz ölçüde doğruyu yakalama imkanı ve ihtimali artar. İnsan, gerektiğinde kendisi ile alay edebilmeyi öğrenmelidir. En doğrusunu ben bilirim, benim dediğim doğrudur şeklinde “dediğim dedik” anlayışı insan olmayı güçleştiren bir yaklaşımdır. Sadece kendi dışındaki insanların hatasını araştıran insanlar, kendilerine aynada bakmadıkça üretime hiçbir katkı yapamazlar.

                               ***

    İnsan olmak, organizasyona itaatkar ve sadık olmaktır;
    İş yaşamında kurulan organizasyondaki hiyerarşiye uygun davranılmalı, ast – üst ilişkisine bağlılık gösterilmelidir. Sadakat, körü körüne bağlılık değildir. Organizasyonun gelişmesine kakı sağlayacak ölçüye uygun bir sadakatten kaçınılamaz. Güvenilirlik sadakatin bir ölçüsüdür. Organizasyona sadakat göstermeyen insanlara güven duyulmaz, duyulmamalıdır. İtaat ve sadakat ölçüsü içinde organizasyona güç katar.

                               ***

    İnsan olmak, idealleri için fedakarlık yapmaktır;
    İnsan, idealleri için mutlaka fedakarlık yapmak zorundadır. Her nimet bir külfetin karşılığıdır. Her başarının bir bedeli vardır. Bu bedel; görevimizi yerine getirmek için belli bir zamanımızı bu amacın tanıtılmasına ayırmak ve bu hizmetin yürümesi için maddi ve manevi katkıda bulunmaktır. Zafere her zaman çim yoldan ulaşılmaz.  İdeali ve hedefi olmayan ya da bir hedef belirlemeyen birey ve toplumlar istedikleri hayat standardına ulaşamazlar. Günümüzde artık, sadece boş zamanımızı değil, aktif zamanımızın bir kısmımı da tabi olduğumuz insanlığa hizmet için ayırabilmeliyiz. Bir insanın tek başına bütün bu hizmetleri yapması mümkün olmadığına göre, hep birlikte ve örgütlü çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunun için bilgi, disiplin ve ciddiyet şarttır. Örgütün her kademedeki çalışmasında tertip, düzen ve disiplini sağlamak zorunludur. Tertipsiz, düzensiz ve disiplinsiz bir çalışma ile asla sonuca ulaşılamaz. Yaptıkları işi kavrayamayan insanlar işlerini ciddiye alamazlar. İnsanlar yaptıkları işi ciddiye almadıkça işin olumlu sonuçlanması beklenemez. 

                               ***

    İnsan olmak, cesaret gerektirir, riske girmekten kaçınmamaktır;
    Girişimci ruha sahip olmayan insan küçük hedeflerin peşinden gider. Girişimci insanlarla arasındaki fark hızla açılır. Toplumlar da böyledir. Organizasyonlarda rol alan bireylerin cesaret sahibi ve risk almaktan çekinmez olmaları büyük hedeflere ulaşmada işleri kolaylaştırır.

                               ***

    İnsan olmak, planlı hedef belirlemektir;
    Hedef belirlemeyen insanlar nereye gideceklerini bilemezler. Bu tür insanların organizasyonlara katkıları da olmaz. Hedefsizlik inançsızlığın eseridir. İnanç olmadan başarı olmaz. İnsan kendi hayatını, işini, üstlendiği sosyal rollerinin uzun ve kısa dönem planlarını hazırlayarak neyi ne zaman yapması gerektiğini belirlemelidir.

                               ***

    İnsan olmak, bencil olmamaktır;
    İnsan bencil olmaz. Zamanını, düşüncelerini ve hatta diğer kazanımlarının bir kısmını ait olduğu yolumun üyeleriyle paylaşır.

                               ***

    İnsan olmak, olayları olduğu gibi tanımlamaktır;
    İnsan, olayları insanlara aktarırken ve tanımlarken, insanların kişiliklerine ve hiyerarşik düzeylerine ya da statülerine göre farklı bilgiler vermez. Olayları oluş biçimleri ile sorunun çözümüne katkı sağlayacak yönleri ile anlatmalıdır.

                               ***

    İnsan olmak, araştırmacı ile tutucu arasındaki farkı bilmektir;
    İnsan bilime inanmalıdır. Araştırmacı değişen olayları nedenleri ile ortaya koyarken, tutucu bireyler olaylar ilk hali ile kabullenme eğilimindedirler. Tutucu bireylerin olayları tanımladıkları şekliyle sorunlara çözüm aramak başkaca sorunların yolunu açacağı unutulmamalıdır.

                               ***

    İnsan olmak, düşünce pisliğine bulaşmamaktır;
    İnsan, diğer insanların olumsuz nitelikleri ya uydurma olumsuz tutum ve davranışlarını tartışmaya ve bunlarla zaman harcamaya gerek duymaz.

                               ***

    İnsan olmak, sözünün eri olmaktır;
    İnsan, ilkelerin ve düşüncelerin de önemli olduğunu, insanın farklılıklar yaratabileceğini bilir. İnsan, yapamayacağı bir vaatte bulunmaz, bulunduğu vaadi mutlaka gerçekleştirir. İnsan, tutulmayacak sözün yaratacağı külfeti ve bu olumsuzluğun uzun süre devam edebileceğini kestirir.

                               ***

    İnsan olmak, hiçbir şey yapmamak değildir;
    İnsan olmak, sadece insanları üzmemekse, hiçbir şey yapmayan insan başkalarını üzmeyeceği için insan olarak algılanabilir. İnsanlarla sadece tatlı tatlı konuşmak, hal – hatır sormak insan olmaksa, gerçekte insan kalabalığından geçilmez olur. İnsan olmak, sadece diğer insanların olağan dışı hal olarak tabir edilebilecek cenaze törenine, düğün-nikah törenine, hasta ziyaretine gitmekten ibaret ise hep insanız. Bir yılda bir beldede 40 cenaze, 40 düğün-nikah, 40 hasta olurda her biri için ikişer saat mesai harcanırsa; toplam 3 x 40 x 2= 240 saat/yıl insanlar için harcanmış olur. Yılda 10 gününü diğer insanlar için harcayan insan tabi ki iyi insandır. Bu iyi insanlar ayrıca, normal zamanlarda, yılın 355 gününde ne yaptıklarını, zamanlarını nasıl geçirdiklerini, başkaca nasıl bir toplumsal fayda sağladıklarını deşifre edebilirlerse toplumsal gelişime önemli bir katkı daha sağlamış olacaklardır.    

                               ***

    İnsan olmak, insanları ihtiyacı olmadığı zamanlar aramaktır;
    İnanlar çoğu zaman, insanları ihtiyacı olduğunda aramakta, diğer zamanlarda yolda görmezden gelebilmektedir. İnsan olmak, dost edinmeyi ve dost kalmayı gerektirir.

    "Kötü gün dostu olmak iyidir, iyi gün dostu olmak önemlidir; Dost kalabilmek mükemmeldir".
     
    02.02.2009

     
    < Önceki   Sonraki >

    Akçaköy Kültür - Dayanışma ve Kalkındırma Derneği ® 2007 .
    Powered by Gülnet İnternet Hizmetleri